ATATÜRK VE İZCİLİK

                               

Atatürk, izcilik konusu üzerinde de  büyük önemle durmuş ve Türk izciliğine de, okullar içi izcilik faaliyetleriyle olumlu bir yön vermişti. Daha miralaylığı sırasında resmi görevi itibariyle  başlayan bu ilgi ömür boyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemişti.

Yurtta izciliğin amaçlarının gerçekleştirilmesini yeterli bulmayan Harbiye Nezareti 15 Haziran 1914 tarihinde “Genç Osmanlı Cemiyetleri” adı altında bir teşkilat meydana getirmiştir. Bu örgütün Genel Müfettişliği görevine de Mustafa Kemal atanmıştı. İşte Atatürk, Gençlik Cemiyetleri Umumi müfettişi olarak çalışmış olmasının verdiği yakınlıkla izci meselesi üzerinde önemle durmuş; izcileri Cumhuriyetin yarınlarının bekçileri olarak görüp kabul etmiş, disiplinli bir biçimde yetiştirilen izcilerden yurt savunması yönünden de büyük yararlar sağlanabileceğine inanmıştı.

Atatürk’ün Gençlik Cumhuriyetleri Umumi Müfettişi olarak, “Makam-ı Celiliye” hitaben “Mahrem” kaydıyla kaleme aldığı rapor, O’nun izcilik hakkındaki görüş ve düşüncelerini anlama bakımından önem ve değer taşımaktadır. Rapor şöyledir:

“Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadıyla ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğe fevkalade emek vererek azami fedakarlıkta bulunulmuş, maddi, manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugünün ordusunu dağıtmak gereğinde olan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için terhis ettiği subayları istihdama devamla 1908’de ihdas edilen  Almanya Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti haiz olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da son derece önemlidir. Bütün hükümetlerce izcilik teşkilatı birbiriyle adeta yarışırcasına yayılmakta ve mensupları fikren, ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.

İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri, genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh  kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada  çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir.

Hükümet idaresinin yeniden teşkilini kararlaştırdığı şu günlerde genç dernekleri teşkilatının kurulmasına, yayılmasına ve bu konunun yüksek makamlarca ele alınmasına mutlak bir zaruret vardır. Binaenaleyh:

1. Orduyu ıstırabında bulunan yeni hükümet 12 yaşından itibaren gençleri vatani ve milli bir gaye ile terbiye ile, yaşları mütenasip, fennî ve yeknesak bir surette yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan milletin en aydınlarını teşkil eden subaylardan okullarda ve genellikle dernekler teşkilâtında öğretmen ve rehber sıfatıyla tercihen kullanılması lazımdır. Bu suretle  subaylarımız hükümete malî bir yük teşkil etmeyecekleri gibi en yararlı  bir vazife ile görevlendirilmiş olacaklardır.

2. Genç dernekleri Teşkilâtı’nı verimli esaslara istinat ettirmek için Millî Savunma, Millî Eğitim ve Evkaf  Bakanlıkları ile mahalli belediyeler ve teşkili düşünülen Cemaat-ı İslami’yenin müştereken yardımı sağlanmalıdır.

                        3. Genç Dernekleri Umumî  Müfettişliğine bağlı olmak üzere bölgelere göre dernekler  

            müfettişlikleri ihdas edilmelidir.

            4. Okullarımızda meslekî ve bedenî  eğitim konusunda esaslı bir program ve faaliyet yoktur. Kulüplerde gençler basit oyunlar ve fikirleri zedeleyen politikayla meşgul oluyorlar.

            Gençliğin gelişmesine yarlı başak  bir cemiyet hemen hemen yok gibidir. Bu gibi kulüp ve cemiyetlerde sağlığı koruma, iyi geçinme, fikri eğitim, anatomi, fizyolojiye ait umumi derslerin konusu dahi yer almıyor. Sözü edilen kulüp başkanlarını siyasetin dışında kalmaları, aydın ve gerektiğinde beden eğitimi öğretmenliği yapmaya dahi muktedir kişiler olmaları, kulüplere yaşça küçük olanların kabul edilmemeleri ve okul öğrencilerine kulüplerin kapalı olması şarttır.

            5. Son zamanlarda Milli Eğitim okullarında sınırlandıran beden eğitimi ders saatleri arttırılarak, genç dernekleriyle alakalı görev ve kuruluşlar devam ettirilmeli ve köylere kadar esaslı bir şekilde yayılmaları sağlanmalıdır.

            6. Spor kulüplerin ıslahı ile müdavimlerine Gençlik Dernekleri Teşkilatı ile de münasebet tesis etmeleri kabul ettirilmelidir.

            7. Gerek okullarda, gerek spor kulüplerinde ve cemiyetlerde genç dernekleri kıyafetlerinin kabulü, sağlığı koruma, sosyal eğitim, fizyoloji ve anatomi derslerinin öğretimi ve umum için gece derslerinin ihdası temin edilmelidir.

            8. Az da olsa bütçenin müsaadesi nispetinde  ödenek sağlanmalıdır.

            9. Bütün Genç Derneklerinin teşkilatına girecek olan fakir çocuklarına memleketin sanatı ile mütenasip iş bulup sanatkar olarak yetiştirilmek suretiyle kişisel çalışmalarına dayanan geçimlerini sağlamaları öngörülmektedir.

10. Terbiyevi ve içtimai Genç Dernekleri mecmuasının eskiden olduğu gibi yayına devam etmelidir.

            11. Vaktiyle Astsubay okullarının 13-14 yaşındaki öğrencinin bile çantasız ve silahsız talim ve terbiyeyi ifaya muktedir olduğunu tecrübe edilmesini istemiştim. Bu talebim isaf edilmiştir.

            12. İzci, Keşşaf veya Spor Kulübü adı altında vücuda getirilecek bütün teşkilat genç dernekleri meyanında addedilerek Dernekler Genel Müfettişliğine bağlı olmalıdır.

            Ordunun tahdidi mecburiyetinin yukarıdaki maruzatım ile kısmen olsun telafi edilebileceğine halisane inanmadığımı yüce makamlarına arz ederim.”

            Atatürk, mutlu yarınlar için sevgi ve güven duyduğu Türk izcilerini resmi bayramlardaki geçit törenlerinde görmeyi özellikle arzulamış, bunun sonucu olarak da Atatürk devrinde yurdun dört yanından gelen izci oymaklarının Ankara’da Atatürk’ün önünde yapılan Cumhuriyet Bayramı geçit törenlerine katılmaları bir gelenek halini almıştır.

            Atatürk ayrıca Türk izcilerinin kıyafetleri ve yetiştirilmeleri konularında verdiği direktiflerle de izciliğin olumlu yönde çevrilmesinde önemli rol oynamıştır.

            Türk izciliği, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak doğdu, faaliyet gösterdi. Atatürk’ün ilgi ve güvenini kazanmakla  da ebedi bir gurur ve şerefe mahzar oldu. “Keşşaflık” Atatürk ile “izcilik” şekline dönüştü.

 

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İZCİLİK

            Atatürkçülük demek  çağdaşlık  demek,  ilericilik  demek,  laik  demektir.  Atatürkçülük demek, doğruluk demek, dürüstlük demek, düzen demektir.Atatürkçülük demek, düne değil, hatta bugüne değil, yarınlara bakar, ona göre kendimizi ve toplumumuzu hazırlamak demektir.

            Atatürkçülük  demek, bugün  dünden  daha çok  aradığımız  O  eşsiz  insanın, O dünyanın  gelmiş geçmiş en büyük devlet adamının, O eşsiz askeri  dehanın daima yolundan, izinden gitmek demektir.

            Atatürkçülük demek, O’nun ilke ve inkılâplarına, bütün gücümüzle, sahip çıkmak demektir. O’nun dünya görüşünü benimsemek demektir.

            Atatürkçülük  demek,  bilim,  mantık  ve  akıl,  modern  düşüncelerle  dolu  Türk  gençliğinin  yetişmesi demektir.

            Atatürk  bilim ve  tekniğin  ilerleme,  gelişmeleri  yürütme,  vatanını  seven ona gönül veren bir gençliğin yetiştirilmesini istemektedir. Kaybetmeyen,  parçalamayan, başka  ideallere  asla  saplanmamış, bunlara asla iltifat etmeyen  bir  gençliğin, Türk  gençliğinin  yetişmesi  ve var  olması  için  elinden  geleni yapmıştır. Çağdaş ve ileri milletlerin seviyesine çıkacak bir gençlik istemektedir, Atatürkçülük.

 

Atatürk ve İzcilik

Atatürk, Nezaketi Osmanlı Harbiye Genç Dernekleri Müfettişi İken:

Son zamanlarda  Avrupa’da  genç  neslin  fikri  ve  bedeni  eğitimlerini  geliştirmek  amacı  ile  kurulan derneklerde izciliğe çok fazla önem verilmektedir.

Bu amaçla resmi makamlar oluşturularak bu  kurumların  her  türlü  siyasi  etkinliklerden  uzak  tutulması sağlanarak ilmi  bir  çalışma yapmalarına özen  gösterilmektedir.” Raporu zamanın Osmanlı  idaresine ulaştırılarak resmi ağızdan ilk işaret vermektedir.

            İzciliğin  gerekliliğini  ise:  “Yurt  savunması  bakımından  bu  derece  önemli  olan izcilik,  ferdi ve  milli eğitim bakımından da o  oranda önemlidir.  Bütün  devletlerde  izcilik  teşkilatları  adeta  yarışırcasına  yayılmakta, genişlemekte ve mensuplarını  fikren, ahlaken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.” sözleri ile ifade etmiştir.

           

            İlk Resmi Tören

23 Nisan 1922  Ankara

            Türkiye  Büyük  millet  Meclisi’nin  açılış  töreninde  İzci  elbisesi ile Ümidi Teceddüt Erkek Mektebi ile Menbaı Füzuyat Mektepleri katılmışlar ve Atatürk’ün övgülerine mahzar olmuşlardır.

            20 Mart 1923  Adana

            Adana  izcilerinin  yemin  törenine  katılan  Gazi  Mustafa  Kemal  Paşa  “duygularınıza  tercüman  olan arkadaşlarınızı dinledim.  Çok memnun oldum.  Maddeten ve manen kuvvetli olmak  için  çalışınız,  çok  çalışınız. Çalışmalarınızın meyvesi  tüm  memleket çocukları için örnek olsun.  Ana ve  babalarınız,  saygı değer Milletimiz, sizler sayesinde, güven içerisinde yaşasınlar. Geleceğin sizlerden beklediği budur.  Bunu  sağlayacağınıza ve buna layık olacağınıza güvenim vardır. Bunu memnunlukla tekrar ederim.

            13 Temmuz 1923

            Kurtarılan  yurtları  görmek  için  Batı  Anadolu  ve  İstanbul’a  gidecek  olan  Ankara  İzcileri,  Türkiye İzcilerinin başı olan paşa Hazretlerini ziyaret ederek kendisine veda ettiler.

            36 izci trampet eşliğinde ve öğretmenlerinin nezaretinde Çankaya Köşkü’nün bahçesinde yerlerini alarak Gazi Paşa’yı selamladılar.

            Türkiye İzcilerinin başı gazi Paşa, bahçeye çıkarak kendileri ile görüştü ve nerelere gideceklerini sordu. İzciler:

            “Kurtardığınız  yurtları  gezeceğiz,  zulme uğrayanların dertlerini,  yaşadıklarını  öğreneceğiz, düşmanın açtığı yaraları göreceğiz, cevabını verdiler.”

            Gazi Paşa,  izcilere hitaben  bir  konuşma  yaparak  onlara bir ay süren yolculuklarında başarılar diledi.

            11 Ağustos 1923

            İstanbul’dan Ankara’ya gelen izciler T.B.M.M. önünde bir resmi geçit yaparak Gazi Paşa’nın teftişinden geçtiler. Dört gündür Ankara’da bulunan İstanbul İzcileri Türk Ocağı salonunda bir müsamere verdiler.

Müsamereye Gazi Paşa, Bakanlar, Kazım Karabekir Paşa ve Milletvekilleri izlediler.

Eylül 1924

            Gazi  Hazretleri,  Bursa’da  iken,  İstanbul  Erkek  Lisesi  Sakarya  İzcilerinin  verdiği  müsamereyi şereflendirerek oymağa bağışta bulundu.

İzci Lideri Samih Nafiz’in  (Tansu) anlatışına göre:

“İlk kurulan oymağımız 22 izciden oluşmakta  idi ve adını büyük zaferin ismini ölümsüzleştirmek amacı ile Sakarya olarak tespit etmiştik. 1924 yılında Dumlupınar’da Meçhul Asker abidesinin temel atma törenine katılacak  200  İstanbul  izcisinin  içinde  30  kişilik  bir  kontenjan ayrılmasına rağmen tren vagonlarında yer bulamadığımız için Haydarpaşa Garından geri dönmeyi  gururumuza  yediremeyip  Okul  Müdürünün izni ile Mudanya yolu ile Bursa’ya giderek Erkek Lisesi’nde misafir kaldık. Dumlupınar’a buradan da askeri  bir araç bulamayan izciler, Gazi Paşa’nın Bursa’ya teşriflerini büyük fırsat olarak kabul edip kendilerini müsamerelerine davet ettiler. 09 Eylül 1924  akşamı Bursa Milli Sineması salonundaki müsamereye bütün maiyetiyle teşrif eden Gazi Mustafa Kemal, yapılan izci tablolarını, oynana zeybek oyunlarını ve Reşat Nuri Güntekin’in Ümidin Güneşi dramı ve aynı yazarın Gazeteci Düşmanı komedisini son derece beğenerek teşekkürlerini ifade etmiştir. Oymağın yöneticilerini Çekirge’deki evine davet ederek oymağa 100 lira hediye etmişlerdir. 10 Eylül 1924 günü Gazi Mustafa Kemal, oymağı temsil eden izcilerin başarılarının çok iyi, ancak okul zamanı geldiği için Dumlupınar’a gitmelerinin zorluğuna dikkat çekmiştir. Ertesi gün izciler Gemlik-Yalova-İzmit yolu ile İstanbul’a dönerek 100 lirayı oymağın kasasına koymuşlardır.

            Ankara Erkek Lisesine “Gazi Oymağı” Adını Vermesi

            25 ekim 1926 tarihinde yeni kurulan Ankara erkek Lisesi izci oymağının Gazi Oymağı adını almasına izin verilmesi iletildiğinde Gazi Mustafa Kemal derhal izin vererek sonucu okul müdürlüğüne telefonla bildirmişlerdir. İznin  verilesi  üzerine  26 Ekim  1926  tarihinde  okul  müdürlüğünce  Cumhurbaşkanlığına   teşekkür  mektubu göndererek O’nun ilkelerine bağlı, O’nun adını yaşatacak bu oymağın ilelebet faal olacağı sözü verilmiştir.

           

 

 

            29 Ekim 1926

            Cumhuriyet Bayramını kutlamak amacı ile bütün yurttan temsilen gelen çeşitli izci grupları ayrı ayrı, çok düzgün,  şapkalarıyla  Gazi’nin  önünden  geçmeye  başladılar.  İzciler  geçerken  gözleri  yaşarıyordu.  İzciler  bu geçişleri ile Gazi Paşa  Hazretlerinin takdirini kazandılar.

            30 Haziran 1927

            Ankara Erkek Lisesi ve Gazi Oymağı izcileri Reisicumhur Hazretleri’ni Gazi İstasyonu’nda karşıladılar.

            01 Ekim 1929

            Gazi hazretleri bugün saat 12.20’de trenle Ankara’ya döndüler. İstasyon dışında izcilerin çaldığı selam borusu,  iki  taraftan  çınlayan  alkışlar  arasında  kayboluyordu.  Gazi,  izcileri  selamladıktan  sonra  otomobille Çankaya’ya döndü.

            29 Ekim 1929

            Bayram için yurdun birçok yerinden gelen izciler geçit törenine katıldılar.

            29 Ekim 1930

            İzciler, bu yıl daha başarılıydılar. Yurdun dört bir tarafından gelen yüzlerce vatan yavrusu, en önlerinde Türk Bayrakları olduğu halde Riyaseti cumhur Bandosu’nun çaldığı marşa uyarak geçtiler. İzcilerin çok düzenli, ahenkli yürüyüşü Büyük Reis’in önünden geçerken selam tavırları pek güzeldi.

            Afyon Lisesinde

            03.03.1931 tarihinde  Afyon’u  ziyaret  eden  Gazi  Paşa’nın  programında  lisenin  ziyareti  yoktu.  Afyon Lisesi  Müdürü  Ahmet  Sami (Onur)  Bey  ilginç  bir  tedbirle Gazi  Hazretleri’nin programını değiştirdi. Gazi’nin geçeceği yolun  iki  yanına izciler  dizerek yolların  diğer  kısımlarını  kapattırdı. Yolun  kapatıldığını  gören  polis, jandarma kuvvetleri yolu açmaya çalışırken  Gazi,  durumu  anlayarak  güvenlik  görevlilerine engel oldu. İzcilerin açtığı yolu  takiben  liseye  girerken  izciye  “Bu  yol  nereye gider?”  diye  sorunca  izci  “İrfan  yuvasına  Paşam.” cevabından  Gazi çok memnun oldu.

            29 Ekim 1932

            Yurdun  dört  yanından gelen  1 500 genç izcinin Cumhur reisi tribünü önünden geçerken adımlarındaki sertlik, yüzlerindeki vakur ciddiyet göğüs kabartıyordu. İstanbul, Bursa ve İzmir izcileri daha fazla dikkat çektiler.

            İzcilere İltifatı

            Reisicumhur Hazretleri, izcilerin geçit töreninde gösterdikleri intizamdan dolayı Maarif Vekili Dr. Reşit Galip Bey’e memnuniyetlerini belirtti. O da Maarif Vekaleti Umumi Müfettişi Selim Sırrı Bey’le birlikte izcilerin başında bulunan Beden Eğitimi  öğretmenlerini kabul ederek gazi Hazretlerinin bu memnuniyetini onlara bildirdi.

            29 Ekim 1933

            Gazi,  askeri  kıtaları,  izcileri,  öğrencileri  teftiş  ederek  alkışlar  arasında  tribündeki  yerini aldı. İstiklâl Marşı’ndan sonra ünlü 10. Yıl Söylevi başladı.

            17 Haziran 1934

            16.06.1934 Cumartesi günü Ankara’ya gelen İran Şehinşahı Rıza  Pehlevi  şerefine  saat  16.00’da Ankara yarış  sahasında  askeri, kıtaların, izcilerin ve öğrencilerin  katıldığı  büyük bir geçit töreni yapıldı. Askeri kıtaların geçişinden sonra başta Ankara ve Gazi Liseleri ile İnönü, Porsuk, Erciyes, Konya Oymakları izcileri geçti.

            29 Ekim 1936

            Bu yıl  Cumhuriyet  Bayramı, Cumhuriyet’in  13.  yıldönümü örneği görülmemiş bir kalabalığın coşkun gösterileri ile  kutlandı. Sadece  geçit  töreninde  100  binden  fazla  kalabalığın  bulunmuş  olması,  Ankara’daki kutlamanın büyüklüğü hakkında bir fikir verebilir 150’si kız olmak üzere 2 bin izci, birbirinden düzgün bir halde alkış toplayarak geçtiler.

 

İZCİLİK VE GENÇLİK KONUSUNA GİRİŞ

Eğitim bir bütündür. İhtiyaç ve ilgiler tamamen eğitim sistemimizden gelmektedir. Çocuk, aile, Okul ve çevre ilişkisi içinde sosyal yapı ağı içinde yetişir. İlgi ve ihtiyaçların neler olduğu bilinmelidir ki tedbirler alınabilsin, yaklaşımlar belirlensin. Başka bir yönüyle çocuk maceracı bir duyguya sahiptir. Bu duyguları gezi, hafta sonu kampı gibi açık hava etkinlikleriyle yaşatarak yok etme, ona bilgi ve beceri kazandırmak gerekir.

Çocuklar Şunları Arzuluyor

Özgürlük istiyor. Mutluluk arıyor. Serbest zamanın çok iyi değerlendirilmesini istiyor. Macera,  heyecan ve deşarj olma ihtiyacı   duyuyor. Değişiklik, hareketlilik, anlaşılma, değer (takdir görme), rehberlik, mesleğe

yönelme, cinsel eğitim, giyinme, süslenme, modayı izleme, eşitlik, bir teşkilata üye olma, daha da önemlisi ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesini istiyor.

Bu duruma göre, çocukların istekleri doğrultusunda oymakta ölçüler neler olacaktır? İşte biz izcilik çalışmalarında, bunlara ne kadar yer verirsek o kadar başarı sağlıyoruz, demektir.

Konumuz Şu Özellikleri Kapsıyor:

                        1- İzcilik çağındaki çocuğu tanıma, ihtiyaç ve ilgilerini öğrenme.

2- Anılan ihtiyaçların ve ilgilerin eğitim sistemi ve sosyal yapıdan kaynaklandığını.

                        3- İhtiyaç ve ilgilere, hangi yollarla cevap verileceğini.

4- Çocukların kişiliklerinin geliştirilmesinde kullanılacak programlar evrensel olmalıdır.

                        Atatürk Gençliğe Neden Önem Vermiştir?

            Atatürkçülükte, gençlik, gençliğin yetiştirilmesi, devletin geleceğinin güvence altına alınması ve DİNAMİK İDEAL’ın gerçekleştirilmesi yönlerinden önemli bir yer tutar. Zira ahlaklı, kültürlü, memleket sorunlarıyla ilgili, milli karakteri temsil eden çalışkan ve vatansever bir gençlik Atatürk’ün ideali olmuştur. O, “Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak” derken işte bu gençliği kastetmektedir.

                        Dinamik İdeal

Genel olarak Türk Milleti’nin  “En medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını yükseltmektir”. Dinamik ideal,  devlet hayatının, fikir hayatının ve ekonomik hayatın uyumlu olarak çalışmasını sağlayacak dinamik amaçları kapsar. Bu amaçlar, üç bölümde toplanır. Bunlar; milli birlik, milli amaçlar ile duyguları güçlendiren amaçlar ile temel maddi amaçlar, kişi ile ilgili amaçlar ve milli kültür ile ilgili amaçlardır.

Kişi ile İlgili Amaçlar

                        a- İnsanca yaşamak.

b- Ellerinde örnekleriyle tarımın, ticaretin, sanatın, çalışma hayatının temsilcisi olmak.

                        c- Kültürlü insan olmak.

                        Milli Kültürümüze İlişkin Amaçlar

                        a- Yüksek ve inkılapçı bir seviyeye ulaştırmak.

                        b- Çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak.

Gençliğin Atatürkçü Düşünce Doğrultusunda Yetiştirilmesi

Günümüzde toplumlar, çeşitli unsurları istismar edilmek suretiyle parçalanmak  istenmektedir. Coğrafi konumu itibariyle dünyanın  en önemli stratejik bölgelerinden biri olan Türkiye, bu özelliği nedeniyle  yüzyıllardır çeşitli güçlerin, gizli veya açık saldırılarına hedef olmuştur. Bu faaliyetler hala devam etmekte olup iç ve dış düşmanlarla güzel ülkemiz parçalanmak istenmektedir.

Bu nedenle tüm bu yıkıcı faaliyetlere karşı memleketimizin ve milletimizin temeli olan Atatürk İlkeleri ve İnkılapları geleceğimizin teminatı olan çocuk ve gençlere çok iyi anlatılmalı, benimsetilmelidir. Çünkü, milletimizin geleceği ve mutluluğu ancak Atatürk’ün gösterdiği yolla mümkündür.

ATATÜRK, CUMHURİYET ve DEMOKRASİ

İzciler izci olurken "Vatanıma karşı görevlerimi en iyi şekilde yapacağıma and içerim" diyerek söz verirler. Türkiye cumhuriyetinin kurucusu büyük önderimiz Atatürk Türkiye Cumhuriyetini siz gençlere yani siz izcilere bırakmıştır. Türkiye izcileri Büyük Atatürk'ün emanetini sonsuza kadar koruyacaklardır.

ATATÜRK İLKELERİ

ATATÜRK TARAFINDAN KENDİ İLKELERİNİN TANIMI
            Atatürk ilkelerini hakkında yorum yapmak yerine ilkeleriyle ilgili olarak Atatürk'ün kendi söyledikleri kaynaklarıyla verilmiştir. İzcilerin böylece Atatürk'ün ilkeleriyle neyi kastettiği daha net ortaya konmaya çalışılmıştır.

                       

 

                       CUMHURİYETÇİLİK

Türk Milleti,halk idaresi olan cumhuriyetle idare olunur. (Afet inan-Medeni 8ilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün EI Yazıları sh.352)

Türk Milleti'nin yaradılışına ve karakterine uygun idare, cumhuriyet idaresidir. Bugünkü  Hükümetimiz, doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ve millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir. (Söylev ve Demeçler C.III sh.75, C.II sh.230)

Demokrasi prensibi, egemenliği kullanan araç ne olursa olsun, esas olarak milletin egemenliğine sahip olmasını ve sahip kalmasını gerektirir. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasaldır. Onun hedefi, milletin idare edenler üzerindeki kontrolü sayesinde siyasal özgürlük sağlamaktır. (Afet inan -M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım sh. 71 , 73)
           

MİLLİYETÇİLİK
            Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz, Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa o topluma dayanan cumhuriyette o kadar kuvvetli olur. (Afet inan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım sh.88)
            Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir milletin evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. (M. Kemal Kop-Atatürk Diyarbakır'da sh.4)

                       

                        HALKÇILIK

            Halkçılık demek, devletin bütün kudret ve egemenliğinin halktan geldiğini, Türk camiası içinde, fert,  aile ve sınıf ayrıcalığı bulunmadığını, kanun önünde herkesin eşit olduğunu ifade etmek demektir. Bu formül demokrasinin ifadesidir. (A. Rıza Türel-İzmir Barosu Dergisi sayı 8, sh.413)

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir. (Afet inan-Medeni Bilgiler ve M.  Kemal Atatürk'ün EI Yazıları sh.351)

Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı hürmet ve fedakarlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan sosyal bir toplumdur. (Söylev ve Demeçler C.I sh. 221 )

Bence, bizim Milletimiz, birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu itibarla birbirleriyle mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara malik değildir. Mevcut sınıflar birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir. (Söylev ve Demeçler C.II sh. 82)

                       

                        LAİKLİK

Mensubu olmakla mutmain (tatmin) ve mes'ut bulunduğumuz İslamiyet dinini yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yüceltmenin kesin elzem olduğu gerçeğini gözlüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanı kanaatlerimizi, karışık ve dönek olan her türlü çıkar ve tutkusuna sahne olan politikacılardan ve politikanın bütün organlarından bir an evvel ve kesinlikle kurtarmak, milletin dünyevi ve uhrevi (ahretle ilgili) saadetinin emrettiği bir zorunluluktur. (Söylev ve Demeçler C.I sh. 330)

Din Iüzumlu bir müessesedir. Dinsiz bir milletin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. işte biz bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. (Kılıç Ali - Atatürk'ün Hususiyetleri sh. 116)

Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar. (Söylev ve Demeçler C.III sh. 76)

 

DEVLETÇİLİK

Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve dağıtım araçlarını fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı kolektivizm, komünizm gibi bir sistem değildir. Özet olarak bizim güttüğümüz "devletçilik'' ferdi çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için, milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda, devleti fiilen ilgilendirmektir.

Devletin siyasal ve düşünsel hususlarda olduğu gibi bazı iktisadi işlerde de düzenleyici rolü prensip olarak kabul edilmelidir. Buradaki güçlük; devlet ile ferdin karşılıklı faaliyet alanlarını ayırmaktır. Devletin faaliyet sınırını çizmek ve dayanacağı kuralları tespit etmek, diğer yandan da vatandaşın ferdi teşebbüs ve faaliyet özgürlüğünü kısıtlamamak, devleti yönetmekle yetkili kılınanların düşünüp tayin etmesi gereken bir meseledir.

Prensip olarak devlet, ferdin yerine geçmemelidir. Fakat, ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de ferdin kişisel faaliyeti, ekonomik gelişmenin esas kaynağı olarak kalmalıdır. Fertlerin gelişmesine engel olmamak, onların her bakımdan olduğu gibi özellikle ekonomik alandaki özgürlük ve teşebbüsleri önünde, devletin kendi faaliyeti ile bir engel vücuda getirmemesi, demokrasi prensibinin önemli esasıdır. O halde diyebiliriz ki, ferdi teşebbüs gelişmesinin bir engel karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin sınırını teşkil eder. Bu bakımdan genellikle belli zaman ve alanda sürekli bir özel nitelik gösteren ekonomik bir işi, devlet üzerine alabilir. (Afet inan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım sh.66, 67)

 

İNKILAPÇILIK

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi; Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline getirmektir. inkılabımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin beynini paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler tamamıyla kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin ışıklarını sokmak imkansızdır. (Söylev ve Demeçler C.II h. 214)

Mes'ut inkılabımızın aleyhinde düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatıp, doğru yolu göstermek, aydınlara düşen milli görevlerin en önemlisi ve birincisidir.(Söylev ve Demeçler C.II sh. 69)

 Memleket davalarının ideolojisini, inkılaplarımız yönünden anlayacak, anlatacak, nesilden nesile yaşatacak kişi ve kurumları yaratmak lazımdır. (Söylev ve Demeçler C.I sh. 386)

 

ATATÜRK ÖZDEYİŞLERİ

İZCİLİKTEKİ BAĞLANTISI

1- Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.

1- Kendini bedence sağlam, fikirce uyanık, ahlakça dürüst olmak için elimden geleni yapmalıdır.

2- Hatta müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh da vatan toprakladır. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetin ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

2- İzci yurduna ve milletine sadıktır. İzci vatanına karşı vazifelerini yerine getirir.

3- Türk, öğün, çalış, güven.

3- İzci çalışkandır, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.

4- Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

4- İzci bedence sağlam, fikirce uyanıktır.

5- Ben fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller isterim.

5- İzci fikir, öz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.

6- Ormansız bir yurt düşünülemez.

6- İzci bitkileri ve hayvanları sever ve korur.

7- Din vardır ve lüzumludur.

7- Tanrıya karşı görevlidir.

8- Millete hizmet eden onun efendisi olur.

8- İzci vatanına, milletine ve ailesine sadıktır.

9- Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışmaktır.Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Vatan, insanların omuzları üzerinde yükselir.

9- İzci çalışkandır. İzci daima hazırdır. İzci topluma hizmet eder.

10- Yurt sulh, cihanda sulh

10- Bütün dünya izcileri kardeştir.